fedaike
bir seçim yapmak gerek
ya yerüstünde yükselmek
ya yeryüzünü genişletmek
ger saadeti dareyn
ger fedaike diyebilmek
nisyan bize uğramadan
kabrin tek kişilik olduğunu
bir diyebilsem
bir söylesem
bir söylesem
fedaike
evi ümmi nefsi ya rasulallah
Bir cümle kurma eylemidir
KURMACA YAZILAR
26 Mayıs 2018 Cumartesi
13 Mayıs 2017 Cumartesi
Selamlarımız çakışacak yine bir gün. Sonra aynı anda aleykümselâm diyeceğiz. Sen yine gülümseyip geçeceksin. Ardından henüz sözlerini bilmediğimiz bir sevda türküsü söyleyeceğiz. Sen susacaksın ben söyleyeceğim, ben susacağım sen yine güleceksin.
Bir yerlere gideceğiz. Boş bir masanın boş sandalyelerini dolduracağız seninle. “2 çay” diyeceğiz. Sonra muhabbetin dibini göreceğiz. Çaylar soğuyacak, israf haramdır diyeceğiz.
Selamlarımız çakışacak yine bir gün. Sonra aynı anda aleykümselâm diyeceğiz. Sen yine gülümseyip geçeceksin. Beraber, bir rüzgâra eşlik edeceğiz seninle. Yükseleceğiz, yükseleceğiz.. Allah affetsin diyeceğiz.
_______________________
Acemi gülmeye başlıyorum. Kendini üç kelimeyle anlat diyor birileri, susuyorum. Biliyorum; cennete gitmem için ölmem gerekir. Ama yaşıyorum. Ve bir gün yırtık bir çorap giyip en ön safta namaz kılmak istiyorum. Annemi özlüyorum. Yemyeşil tarlalara uzun uzadıya dalmak huzur verici gözükse de sıkılıyorum. Biri “fizik inancınızı pekiştirir, pekiştirin” diyor. Diğeri “biyoloji imanınızı kuvvetlendirir, kuvvetlendirin” diyor. Öteki de “matematik güzel bir oyundur, oynayın” diyor. Sonra ben de gülüyorum. Yanımdaki niye güldüğümü soruyor. Yürüyorum.
…ve artık senden bahsedemiyorum.
İSMAİL TAŞTEMİR
30 MAYIS 2012 ÇARŞAMBA
6 Aralık 2016 Salı
Ay'ın Nil'deki Yansıması
Bu gün mesajını çaldığımda nefesim kesildi. Sanki boğuluyordum. Ciğerlerimde aniden bir dizi fosfor bombaları infilak etti. Birbiri ardına ardı arkası kesilmez patlamalar. Bir silüet oluştu ciğerlerimin dış duvarlarına sıçrayan kanlardan. Ulak despottu, mesaj despot, ben despot. Sağa bakayım derken yine sana baktım sevgilim. Oysaki soldaki de senden başkası değildi. Sen gidiyorsun nûr ile yemin olsun ki elif tektir sevgilim. Tekdir ile uslandım. Tekbir ile fırladım meydanlara. Takdir ettim o insanları. Garptan kitaplar gelmiş sevgilim. Diyar-ı küfre inat batıdan gelen kitaplar bunlar. Batmak üzre olan geminin son mürettebâtına ithafen. Tekrar yelkenler biçilecek merak etme sevgilim. Güneş her zaman doğudan doğmaz ya. Biliyorum sevgilim sen beni sevmiyorsun. Sevmezsin de zaten. Sevme de zaten. Ben böyle güzelim, sen zaten güzelsin. Arada dışarı çıktığında tebessüm et daha ne isterim
SÜLEYMAN ŞAHİN 16 ARALIK 2011
31 Ağustos 2016 Çarşamba
paslı düşünceler
duran saadece saat değil
akan sadece yeşilırmak değil
biten sadece ömür değil
matem sadece siyaha ait değil
ayrılık sadece sarıya ait değil
kalp sadece göğüs kafesinde değil
adam asmaca sadece oyun değil
yıkılan sadece maksut değil
okuduğun sadece kitap değil
gözünden düşen gözyaşı değil
büyüyen sadece ağaç değil
aldığın öğüt değil
kurduğun hayal değil
yaşadığın hayat değil
sakındığın göz değil
sarıldığın umut değil
aldığın isim değil
çektiğin fotoğraf değil
HÜZÜN SADECE SONBAHARDA DEĞİL
en sevdiğim mevsim sonbahar değil mi?
16 Ağustos 2016 Salı
YA KİM
YANİ BEN
BİLOK YEDİM
SENDEN
HEMDE İKİ KERE
NEDEN
AMA NEDEN BİLOK
SENDE HAKLISIN
ÇÜNKÜ
ÜZERİMDE HAKKI OLMAYAN TEK İNSAN GÖREMİYORUM ŞU DÜNYADA ... AMA GÖKLERİN MERHAMET DOLU OLDUĞUNA İNANIYORUM HAVASI MERHAMET SUYU MERHAMET
EPEYDİR YAZMIYORDUM
ELİM SOĞUMUŞ
NEYSE
SEN İYİSİN BİLİYORUM
SORMUYORUMDA
ÇOK UZUN OLDU BU
OLSUN
BİŞİ OLUR MU
OLMAZ
YA OLURSA
İŞTE BÜTÜN SORUNDA BU YA: BELİRSİZLİK.........
@whitehaier
naber la bilok yediğim
naber la bilok yediğim
15 Mart 2016 Salı
NİSYAN
AKLIMA GELDİ GENE SÖYLEYİM
BİR PROBLEM OLUR ÇÖZÜM ARARIM
SÜREKLİ BİR ÇÖZÜM ARADIM
NEDEN AYNI SORUNA DEFALARCA ÇÖZÜM
(ÇÖZÜM DERKEN YANİ FERAHLAMAK REFAHA ERMEK ANLAMINDA KULLANILDI)
DAHA KAÇ DEFA KENDİME DİCEM
HER HAYIRDA BİR ŞER
HER ŞERDE BİR HAYIR OLDUĞUNU
DAHA KAÇ DEFA SÖYLİCEM KENDİME
BETERİN BETERİ VAR
SABRET BELKİ ŞÜKRET
(BELKİ KESİNLİK ANLAMI İÇERİR)
NEDEN SÜREKLİ BÖYLE UNUTUYORUZ
YADA UNUTTURULUYOR
HER GÜN BİR VİRDİM OLMALI BUNLAR
İNSANLARIN VE CİNLERİN
ANCAK ALLAHA KULLUK
ETMELERİ İÇİN YARATILDIKLARINI
BU DÜNYAYA
ANCAK İBADET İÇİN GELDİĞİMİZİ
'DE Kİ BENİM : NAMAZIM,İBADETLERİM,HAYATIM VE ÖLÜMÜM,ALEMLERİN RABBİ ALLAH İÇİNDİR'
EN'AM -162
NEDEN SÜREKLİ GEÇİCİ HEVESLERE MEYİL
NEDEN
NEDEN GÖZLERİM YORGUN
GAFİL KAFAMA TOKMAĞI YEMEM Mİ LAZIM İLLA
YADA LAZIM
BİLMİYORUM
BASİT ÇUKURLARDAKİ SÜKUTU BOZACAK
HAREKETİ İVMEYİ BULUP BIRAKMADAN
İSTİKAMET ÜZERE OLUP
TESLİMİYET İLE
CİHAT ETMEK VAR İKEN
NEDEN
CAM KIRIĞINDA ELMAS ARAR OLDUM
NE ARA BU KADAR UNUTTUM
NEDEN GÖZLERİM YORGUN
GAFİL KAFAMA TOKMAĞI YEMEM Mİ LAZIM İLLA
YADA LAZIM
BİLMİYORUM
BASİT ÇUKURLARDAKİ SÜKUTU BOZACAK
HAREKETİ İVMEYİ BULUP BIRAKMADAN
İSTİKAMET ÜZERE OLUP
TESLİMİYET İLE
CİHAT ETMEK VAR İKEN
NEDEN
CAM KIRIĞINDA ELMAS ARAR OLDUM
NE ARA BU KADAR UNUTTUM
BEN SÖYLİYİM BU HAKİKATLAR
HAFIZADA YER ETMEDİĞİ SÜRECE
SÜREKLİ OKUMADIĞIM SÜRECE
UNUTURUM
UNUTURUM
UNUTUYORUM
NOT: Bütün tehlike okuyamamaktan çıkıyor.
Okuyamamaktan kork. Z.GÜNDÜZALP
SÜREKLİ OKUMADIĞIM SÜRECE
UNUTURUM
UNUTURUM
UNUTUYORUM
NOT: Bütün tehlike okuyamamaktan çıkıyor.
Okuyamamaktan kork. Z.GÜNDÜZALP
5 Mart 2016 Cumartesi
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından çağırdın beni geçerek birer birer sürgün kanyonlarını derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına adını söylemek istemiyorum her hecesi amansız bir kor dudaklarımda her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım adını söylemek istemiyorum ....... dediğim zaman anla ki, senin için yürüyor kelimeler çığlığımın atardamarlarından hangi yıldızdır bilmem, gözlerin kayar da üzerime ....... önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime sonra açılır önümde ıstırab vadileri silik renkleriyle adımlarıma çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir hayalin bittiği menfeze doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda oysa .......
baştanbaşa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim. kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden bir anlatsam nasıl utandığımı bir doğrulsam eğildiğim yerlerden ağarır tanyeri nilüferlerin alaca bir at koşar içimde ezer toynakları ile anılarımı sular köpürmemeliydi .......
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil rüyalar nefret eder avare duruşumdan kabuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber ben her gece bir Mehdi türküsüyle çilekeş yargılamak için zeval kayıtlarını inkılab bekliyorum hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin uzanır da gönlüme .......
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru varlığın cinayettir memleketimde işlenen akıtır kanını en asil pehlivanların yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın artık eskisi gibi bakamıyorsun göklerinde bir belkıs otururdu .......
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir anne gibi dururdu başucunda artık dokunamıyor kakülün bulutlara karalara bürünmüş saçlarında dolunay ben bu kadar zulme layık mıyım ....... hangi ressamı vurur bilmem, endamın sarar da benliğimi ben beni tanımam kaldırımlarda kafesleri yutan kafese doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına duydun mu orkideye dua eden birini bu ısmarlama yüzler yok mu .......
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken gülenler yok mu beni kahrediyor geceler boyu hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün soluk bir dünyanın mezarlarına gömerek gurbetimi kapadı karanlığa Yesrip, kapılarını meydan okuyuşun çağın ordularına bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır doruklardan öte hevese doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru yasını tutuyorum kararttığım düşlerin yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda amansız bir ütopya üfleyen pencereler lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi önümde, haksızlığın hesaba çekildiği hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer arkamda, kare kare ömrümü belirleyen hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere kim giydirir başıma tacını nihayetin kim takar bileğime hürriyet künyesini karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle ......., seziyorum; tahammülün kalmadı ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı asırlardır köhne barınaklarda küflenen, çürüyen çığlıklarımı at vuruldu; içim paramparça .......
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin ben burda damla damla eriyip akıyorum yine de, çiğnetemem kimseye gururumu istenmediğim yeri sessizce terkederim hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim |
Nurullah Genç
not: noktalı yerlere kendi isminizi koyunuz
|
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)