15 Mart 2016 Salı

NİSYAN


AKLIMA GELDİ GENE SÖYLEYİM
BİR PROBLEM OLUR ÇÖZÜM ARARIM
SÜREKLİ BİR ÇÖZÜM ARADIM
NEDEN AYNI SORUNA DEFALARCA ÇÖZÜM
(ÇÖZÜM DERKEN YANİ FERAHLAMAK REFAHA ERMEK ANLAMINDA KULLANILDI)
DAHA KAÇ DEFA KENDİME DİCEM
HER HAYIRDA BİR ŞER 
HER ŞERDE BİR HAYIR OLDUĞUNU
DAHA KAÇ DEFA SÖYLİCEM KENDİME
BETERİN BETERİ VAR 
SABRET BELKİ ŞÜKRET
(BELKİ KESİNLİK ANLAMI İÇERİR)
NEDEN SÜREKLİ BÖYLE UNUTUYORUZ
YADA UNUTTURULUYOR
HER GÜN BİR VİRDİM OLMALI BUNLAR
İNSANLARIN VE CİNLERİN
ANCAK ALLAHA KULLUK 
ETMELERİ İÇİN YARATILDIKLARINI
BU DÜNYAYA 
ANCAK İBADET İÇİN GELDİĞİMİZİ 
'DE Kİ BENİM : NAMAZIM,İBADETLERİM,HAYATIM VE ÖLÜMÜM,ALEMLERİN RABBİ ALLAH İÇİNDİR'
                       EN'AM -162
NEDEN SÜREKLİ GEÇİCİ HEVESLERE MEYİL
NEDEN
NEDEN GÖZLERİM YORGUN
GAFİL KAFAMA TOKMAĞI YEMEM Mİ LAZIM İLLA
YADA LAZIM
BİLMİYORUM


BASİT ÇUKURLARDAKİ SÜKUTU BOZACAK 
HAREKETİ İVMEYİ BULUP BIRAKMADAN
İSTİKAMET ÜZERE OLUP 
TESLİMİYET İLE 
CİHAT ETMEK VAR İKEN 
NEDEN
CAM KIRIĞINDA ELMAS ARAR OLDUM


NE ARA BU KADAR UNUTTUM 
                                                                                              

BEN SÖYLİYİM BU HAKİKATLAR 
HAFIZADA YER ETMEDİĞİ SÜRECE 
SÜREKLİ OKUMADIĞIM SÜRECE
UNUTURUM
UNUTURUM
UNUTUYORUM

NOT: Bütün tehlike okuyamamaktan çıkıyor.

Okuyamamaktan kork.  Z.GÜNDÜZALP



5 Mart 2016 Cumartesi

fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına

adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
....... dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından

hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime .......
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa ....... 
baştanbaşa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim.

kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğildiğim yerlerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir at koşar içimde
ezer toynakları ile anılarımı

sular köpürmemeliydi ....... 
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil
rüyalar nefret eder avare duruşumdan
kabuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir Mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkılab bekliyorum

hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme ....... 
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını en asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın

artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu ....... 
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir anne gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay
ben bu kadar zulme layık mıyım ....... 

hangi ressamı vurur bilmem, endamın
sarar da benliğimi
ben beni tanımam kaldırımlarda
kafesleri yutan kafese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına
duydun mu orkideye dua eden birini
bu ısmarlama yüzler yok mu ....... 
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
beni kahrediyor geceler boyu

hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün
soluk bir dünyanın mezarlarına
gömerek gurbetimi
kapadı karanlığa Yesrip, kapılarını
meydan okuyuşun çağın ordularına
bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
doruklardan öte hevese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru

yasını tutuyorum kararttığım düşlerin
yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
amansız bir ütopya üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi
önümde, haksızlığın hesaba çekildiği
hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer
arkamda, kare kare ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler

söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere
kim giydirir başıma tacını nihayetin
kim takar bileğime hürriyet künyesini
karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle

......., seziyorum; tahammülün kalmadı
ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
asırlardır köhne barınaklarda
küflenen, çürüyen çığlıklarımı

at vuruldu; içim paramparça ....... 
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
 
Nurullah Genç



not: noktalı yerlere kendi isminizi koyunuz

4 Mart 2016 Cuma

AYIRAMADIM AK İLE KARAYI 
BİLEMEDİM ŞERBET ZANNETİĞİM ZEHİRİ
FARKEDEMEDİM
HAK YOLUNDA İHLAS İLE GİTMEK YERİNE
UFUK BELLEDİĞİM MENZİLE KULAÇ ATTIM

İNCİTTİM YARALADIM 
KANATTIM TÜM DUYGULARI
ZİYAN ETTİM TÜM SERMAYEMİ
HARAP OLDU ZİYADESİYLE
MUKADDES SAYDIKLARIMI MAHCUP ETTİM

KARANLIĞA IŞIK TUTMAK VARKEN 
IŞIĞI TUTAN KARANLIK OLDUM

TAKVA TEVAZU MAHVİYET İHLAS 
SEBAT SADAKAT .....
ÜSTÜN MEZİYETLERİ GÖRDÜM 
BAŞIM İSTEMSİZCE ÖNE EĞİLDİ

TOKAT YEDİM 
'Eğer bilerek bu ihlâsı kırsanız, onların tokadını yersiniz. Onuncu Lem'adaki şefkat tokatlarını tahattur ediniz.'